İstanbul, Tekirdağ, Kırklareli ve Edirne İlleri Emniyet Müdürlüklerinde telekomünikasyon yoluyla yapılan önleyici istihbarat faaliyetleri ile ilgili olarak iletişimin tespit edilmesi, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesinde bazı usulsüzlükler olduğu konusunda Müfettişliğimiz tarafından yapılan inceleme sonucunda, Telefon No/IMEI No karşılarında açık kimlikleri (görev, unvan ve adresleri belirtilmiş) kişilerin gerçek, eksik yada sahte isimlerini kullanarak, terör ve organize suç örgütleriyle ilişkilendirmek, mahkemelerin yanlış yönlendirerek/yanıltarak karar vermesini sağlamak maksadıyla Türk Ceza Kanunun 204. Maddesinde düzenlenen Resmi Belgede sahtecilik ve 257. Maddesinde düzenlenen Görevi Kötüye Kullanma Suçlarının işlendiği, ayrıca 267. maddesinde düzenlenen İftira, 132. Maddesinde düzenlenen haberleşmenin gizliliğini ihlal, 133. Maddesinde düzenlenen Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması, 134. Maddesinde düzenlenen Özel Hayatın Gizliliğini İhlal ve 135. Maddesinde düzenlenen Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçlarının gerçekleştiği değerlendirilmekle birlikte, sadece belirtilen suçların işlendiğinin iddia etmenin mümkün görülmediği,
Zira;
- Bahse konu usulsüz dinleme eylemlerine konu olan kişilerin "Devlet organizasyonu içindeki konumları" ve/veya “demokratik rejimin işleyişindeki fonksiyonları",
- Yine bu eylemlerin "yaygın, sistemli ve organize" bir şekilde yapıldığı,
- Olayda kolluk görevlilerinin "hiyerarşi dışına" çıktıkları,
Hususları nazarı itibara alındığında, araştırma konusu eylemin "Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine" yönelik mahiyet taşıyıp taşımadığı yönünden değerlendirilmesi ve dolayısıyla da "araç fiiller"in değil "amaç fiil" üzerinde durulması gerektiği,
Bu yönden yapılacak değerlendirmede, faillerin, "görevleri gereği sahip oldukları imkân ve vasıtaların niteliği ve niceliği" de göz önünde tutulduğunda;
6526 sayılı Kanunla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 161 inci maddesine eklenen sekizinci bentte belirtilen "Türk Ceza Kanununun 302, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316 ncı maddelerinde düzenlenen suçlar hakkında, görev sırasında veya görevinden dolayı işlenmiş olsa bile Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır…. " hükmü çerçevesinde; "Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak (m.302)", "Anayasayı ihlal (m.309)", "Yasama organına karşı suç (m.311)", "Hükümete karşı suç (m.312), "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyan (m.313)", "Silahlı örgüt (m.314)", "Silah sağlama (m.315)" ve "Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar ile Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlardan herhangi birini elverişli vasıtalarla işlemek üzere anlaşma (m. 316)" suçları hakkında "görev sırasında veya görevinden dolayı işlenmiş" olsa bile Cumhuriyet savcılarınca, yetkili idari merciden izin alınmaksızın, doğrudan soruşturma yapılabileceği, başka bir deyişle; görevleri sebebiyle olsa dahi bu suçları işleyen memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında 4483 sayılı Kanun hükümleri uygulanmayacağı anlaşıldığından usulsüz iletişime müdahaleleri gerçekleştirdiği belirlenen sorumlular haklarında;
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca gereğinin takdir ve ifa edilmesi gerektiği iddia edilmiş ve İstanbul, Tekirdağ, Kırklareli ve Edirne İllerinde görev yapmış yüzlerce emniyet görevlisi hakkında yasal işlem başlatılmış, bu sebeple hakkımda yüzlerce şikâyet dosyası hazırlanmıştır. Halen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkımda yürütülen 110’dan fazla kapanmamış dava dosyası bulunmaktadır.
Aynı şekilde 17-25 Aralık, MİT tırları Adana ve Hrant DİNK soruşturmalarında sorumlulukları belirlenen kamu görevlileri (savcı, hakim, mülkiye müfettişleri, emniyet ve jandarma görevlileri) hakkında yasal işlemler Vali olmadan önceki müfettişliğim döneminde başlatılmıştır.
Netice itibariyle, bu konulara ilişkin düzenlediğim tüm raporlar 15 Temmuz öncesinde ve sonrasında dahi FETÖ/PDY iddianamelerine kısmen dayanak olmuştur.
15 Temmuz’da hain FETÖ/PDY tarafından başlatılan darbe kalkışması tüm ülke sathında olduğu gibi, başta önderimiz Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN olmak üzere Iğdır’da da sağduyulu halkımızın demokrasiye inancı ve sahip çıkması sonucunda başarısız olmuştur. Ancak hemşehrilerimiz Taşburun’lu Şehit Astsubay Bülent AYDIN ve Bayraktutan’lı Şehit Polis Memuru Bülent YURTSEVEN isimli iki şehidimiz dahil olmak üzere bu ülkede toplam 250 şehidimiz ve binlerce gazimiz olmuştur. Tüm şehitlerimize rahmet, ailelerine başsağlığı ve gazilerimize şifa dilerken, bir daha Rabbim bize böyle kötü günler yaşatmasın diye dua ediyorum.
3 gün sonra anılacak olan 15 Temmuz gecesi Iğdır’da yaşanırken, ben bu ve bundan sonraki 15 Temmuzlarda Ankara’da yada güzel yurdumuzun herhangi bir köşesinde yine milletimizle birlikte meydanlarda olacağım. Ancak, aklımın ve yüreğimin bir köşesinde siz daima Iğdır olarak var olacaksınız. Zira, Iğdır’da yaşanan 15 Temmuz hain FETÖ/PDY darbe girişimi, sanki dünmüş gibi hafızamda hep diri ve canlıdır. Unutmam asla mümkün değildir.
Nitekim, darbe girişimini izleyen günlerde medyaya da yansıdığı gibi, FETÖ’cü oldukları anlaşılan Kurmay Albay Ekrem KÜÇÜKBERBER’in o gece beni 5. Hudut Alayına çay içmeye davet etmesine karşılık aramızda geçen diyalog ile İstanbul’da izinli giden Jandarma Komutanı Mustafa ULUS’u yanıma davet edişim, onların cevapları ve darbe girişimine karşı hassas noktalarda güvenlik tedbirlerinin alınması kapsamında gerektiğinde yapılacak silahlı mücadele için ve ilde yeni göreve başlamış olmamdan dolayı ili, kanaat önderlerimizi, STK başkan ve temsilcilerini ve dahi birebir Iğdır’lıları çok iyi tanıdığını düşündüğüm İl Emniyet Müdürü Yüksel BABAL ile birlikte halkın meydanlara inmesi için o gece yaşadığımız telefon trafiği, talimatımla kulaklarımda hala duyar gibi olduğum Türkiye’de ilk önce Iğdır’da okunduğu söylenen selalar, bu selaları duydukça çoluk çocuk, genç yaşlı, kadın erkek farketmeden 7’sinden 70’ine kadar meydanlara koşan ve coşan, yürekleri demokrasi ve vatan aşkıyla çarparak o geceden itibaren Demokrasi Nöbetlerinin nihayetine kadar Valilik önündeki yolda ve merdivenlerde gün ağarana dek beni yalnız bırakmayan Sevgili Iğdır’lılar;
Sizlerin, ellerinizde ay yıldızlı bayraklar ve tekbir getiren gür sesli haykırışınızla taçlanan, milli iradenin meclise yansıması ile tescil ve tesis edilen demokrasiyi sahiplenen kararlığınız önünde bir kez daha saygıyla eğiliyor, bu bağlamda kendi ayağıyla Valiliğe gelerek teslim olan FETÖ’cü Jandarma Komutanını teslim alışımızı, yani Devletin gücünü alkışlayan ellerinizden öpüyor, o anları gözlerimin önünde canlandırdığımı ve an be an yaşadığımı, sizlerle ne kadar gurur duyduğumu bilmenizi istiyorum.
Güzel ülkemin güzel insanları; Sevgili Iğdır’lılar, sizleri çok seviyorum. Allah bir daha bu ülkeye 15 Temmuzlar yaşatmasın. Gelecekte daha güzel yarınlarda birlikte olmak umuduyla Allah’a emanet olunuz.


