IĞDIR REHBERİ:
IĞDIR- TARİH VE DOĞA GÜZELLİKLERİYLE...
IĞDIR, Nuh Nebi'nin gemisine güvenli bir liman olup, insanların ve hayvanların yer yüzüne tekrar yayıldığı Efsane Dağ Ağrı’yı topraklarında barındırır.
Bereketli topraklarında yetişen ve dünyaca ünlü olan tarım ürünleriyle Doğu'nun Çukurova'sıdır. Doğu Anadolu Bölgesi’nin en doğusunda, Erzurum-Kars Bölümünde 39'-41' kuzey paralelleri ile 43'-45' doğu meridyenleri arasında yer almaktadır. Iğdır, yemyeşil parkları, düzgün cadde ve sokaklarıyla Doğu Anadolu'nun bağrında bir yıldız gibi parlar. Şehrin, kuzeyinde Ermenistan, güney doğusunda Nahçıvan ve İran, güneyinde Ağrı, batı ve kuzey batısında ise Kars yer almaktadır. Kuruluşu çok eskilere dayanan şehir, bugünkü adını Oğuz Han'ın 6 oğlundan biri olan Cengiz Alp'in en büyük Oğlu olan İğdır Beğ'den alır. Iğdır, tarihi ipek yolu üzerinde yer almıştır. İran, Ermenistan ve Azerbaycan Türk Cumhuriyetine komşu olan bu şanlı il, Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu Osman Gazi'yi Anadolu'ya geçişi sırasında Sürmeli Çukuru'nda misafir etme onuruna da sahiptir. 1064 yılında Sultan Alpaslan tarafından Türklere yurt yapılan kent, tarihte oynadığı rollerle Türklük Ruhunun şahlandığı yer olarak abideleşmiştir. 1992 yılında il olan Iğdır'a adım atar atmaz kendinizi hayranlık uyandıran doğal güzelliklerin, binlerce yıllık geçmişten miras tarihi eserlerle nakış nakış işlendiği bir yer yüzü cennetinde bulursunuz.
Geniş tarım arazileri, efsanevi Ağrı Dağı, toplumsal hafızamızı her dem canlı tutan Anıt Müze ve bereket kaynağı Aras Nehriyle misafirini karşılayan şehrin her köşesi, keşfedilmeyi bekleyen gizli bir hazine gibidir.












Yenidoğan Mezarlığı (Ahura), Ağrı Dağı
Türkiye’nin doğusundaki sınır şehirlerinden biri olan Iğdır ve çevresinin insanlık tarihinin çok eski devirlerinden beri yerleşim yeri olarak kullanıldığı ve tarih boyunca birçok kavimlerin egemenliğine girerek, bu kavimlerin medeniyet ve kültürlerine ev sahipliği yaptığı bilinmektedir.
Bölgede ilk yerleşimin Paleolitik ve Mezolitik devirlerden günümüze sürdüğü, yapılan arkeolojik araştırmalarla tespit edilmiştir. Yörenin ilk yerleşik kavminin Hurriler olduğu tahmin edilmektedir. Çevrede yapılan yüzey araştırmalarında Erken Hurri Kültürü’ne ait birçok ize rastlanılmıştır. Ağrı Dağı eteklerinde Orta Tunç çağından başlayarak Orta Demir Çağına kadar kullanılmış olan nekropoller oldukça yoğundur. Tüm bölgede ilk Tunç Çağından sonra kesintiye uğrayan yerleşik yaşam Urartu Krallığı dönemine değin tekrar kurulamamış görünür. Iğdır’da Urartulardan kalma çok sayıda kale ve eski yerleşim alanı bulunmaktadır. Bölgenin, eski çağlarda Urartulardan sonra, Kimmerler, Persler, Helenler, Selevkoslar, İskitler, Arsaklılar ve Romalılar tarafından iskân edildiği bilinir.
VII-XIV. yüzyılları arsında bölge, İslam tarihçileri ve coğrafyacıları tarafında İrminye olarak adlandırılmaktadır.
Müslümanların bölgeye akınları İkinci halife Ömer B. Hattab zamanında başlamıştır. Bölge Abbasiler döneminde Erminiyye valileri tarafından yönetilmiştir. 1064’te Selçuklu hâkimiyetine giren bölgede Türk beylikleri kurulması, 1071’de Sultan Alpaslan’ın Bizans zaferinden sonradır. 1210’da bölgeye Eyyübiler hükmetmeye başladı. 1238-1256 yılları arasında Çingizliler’in, 1256-1355 yılları arasında İlhanlılar’ın elinde bulunmuş, 1357 yılında Celayirliler’in ve 1379’da Karakoyunlular’ın yönetimine geçmiştir. 1501’de Safavi yönetimine geçen Iğdır’ın Osmanlıyla ilgisi 1514’te Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Savaşıyla başlar. 1534’te Kanuni Sultan Süleyman’ın İran seferiyle Osmanlı egemenliğine giren Iğdır, bu dönemden sonra İran ve Osmanlı arasında sık sık el değiştirmiştir. 1919-20’de Ermenilerin eline geçen Iğdır ile Kulp’un (Tuzluca), Kars’ın iki ilçesi haline getirilmesi Ermenilerle yapılan 1920’deki Gümrü Antlaşmasından sonradır.
Iğdır, 1924 yılında ülke yönetimi yeniden yapılandırılırken, Beyazıt Vilayeti'ne bağlı bir nahiye, 1934 yılında Kars'a bağlı bir ilçe olan Iğdır, 1992 yılında Kars'tan ayrılarak İl olmuştur. Merkez ilçe, Tuzluca, Aralık ve Karakoyunlu olmak üzere 4 ilçe, 158 köy ve 48 civarında mezradan oluşan Iğdır'ın merkez ilçesinin nüfusu 82.656'dir. Tuzluca ilçesinin nüfusu ise 24.648, Iğdır merkeze olan uzaklığı ise 41 km, Karakoyunlu ilçesinin nüfusu 14.264, Iğdır merkeze uzaklığı 15 km, Aralık ilçesinin nüfusu 22.521, Iğdır merkeze olan uzaklığı ise 46 km'dir.



AĞRI DAĞI: Iğdır'ın göğe uzanan eli, ülkemizin ve Avrupa'nın en yüksek dağı olan Ağrı, doğal güzellikler ve insanlık tarihindeki yeri bakımından büyük bir turizm potansiyeline sahiptir. Yahudi Kutsal Metinlerine ve Hıristiyanlık inancına göre Nuh'un Gemisinin bulunduğu yer olan Ağrı Dağı, hem siyasi hem de inanç turizmi açısından keşfedilmeyi bekleyen bir hazine gibidir. 40 km çapında 5137 metre yüksekliğinde ki Ağrı Dağı'nın 4 bin metre üzerindeki yükseklikleri karla kaplıdır. Dağın kuzey yanındaki 10 km’lik buzul ise ülkemizin en büyüğü olma unvanına sahiptir.
Ağrı, dağ ve kış sporlarına elverişli yapısı, yaylalar, mağaralar, doğa yürüyüş alanları ile başta doğa sporları, yamaç paraşütü, avcılık, dağ bisikleti, motorkros, dağ rallisi, kuş gözetleme, botanik ve foto safari olmak üzere turizmin hemen her alanına hitap edecek özelliklere sahiptir. 2004 yılında Bakanlar Kurulu Kararıyla Milli Park olarak ilan edilmiştir. Büyük ve Küçük Ağrı Dağları, Meteor Çukuru ve Nuh’un gemisinin bulunduğu alanlar olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Ağrı ve Iğdır illeri sınırları içerisinde kalan Milli Parkın toplam alanı 87.380 ha’dır. Doğubeyazıt – Gürbulak ilçesi devlet karayolu ve Iğdır İli Nahçıvan sınır kapısı arasındaki devlet karayolu ile Milli Parka ulaşılabilir. Ağrı Dağı, 5137 m yüksekliği ile ülkemizin ve Avrupa’nın en yüksek noktası olması yanında zirvesinde de ülkemizin en büyük buzulu bulunmaktadır. Ayrıca insanlık tarihinde Ağrı Dağı, Nuh’un gemisinin tufandan sonra indiği yer olarak bilinmektedir. Kutsal kitaplarda da adı geçen bu dağ, birçok dilde farklı adlarla anılmaktadır. Bunların başlıcaları, Ararat, Kuh-i Nuh, Cebel el Haris'tir. Marco Polo'nun yazılarında, hiçbir zaman çıkılamayacak bir dağ diye sözünü ettiği bu etkileyici dağın ilk tırmanışı, kayıtlara göre 9 ekim 1829 yılında Prof. Frederik Von Parat tarafından gerçekleştirildi. Dağın ilk kış tırmanışı ise çok daha geç bir tarihte, 21 Şubat 1970'de Dağcılık Federasyonunun eski başkanlarından Dr. Bozkurt Ergör tarafından gerçekleştirildi. Bilindiği kadarıyla kalabalık bir ekip halinde denenen tırmanışta yalnızca Dr. Bozkurt Ergör zirveye ulaşmayı başardı. Nuh'un Gemisi'nden kalıntılar görmek umuduyla ülkemizin ve dünyanın dört bir yanından gelen tırmanış meraklılarının uğrak yeri olan Ağrı Dağı, tırmanışın başlayacağı noktaya kadar motorlu taşıtlarla ulaşılabilme özelliği ve tırmanış mesafesinin yüksek olması dolayısıyla bir cazibe merkezidir.
Dünyada Alaska’daki meteor çukurundan sonra ikinci büyük göktaşı çukuru da milli park sınırları içerisindedir. Flora ve fauna bakımından da oldukça zengindir.

IĞDIRDA TURİZM

Bölgede kendine has özellikleri olan Iğdır, Doğu Anadolu'nun Çukurova´sı olarak anılmaktadır. Tarihi, kültürü, folkloru, doğa güzellikleri ve özel iklim özelliği ile dört mevsimi bir günde yaşatmaktadır. Üç ülke ile sınır olan ve yakın zamanda bölgenin turizm merkezi olan ilin ayrı bir güzelliği de, ovasındaki meyve bahçeleri, pamuk tarlaları yamaçlarındaki kır çiçekleri, yaylalar, doğal su kaynakları ve ile hayat veren Aras Nehri ile Ağrı Dağı kentin turizm potansiyelini ortaya koyar. Ayrıca Ağrı Dağı, Iğdır'ın her noktasından görülebilmektedir.
Dünyada gelişen yeni turizm anlayışında, bugün deniz, kum ve güneşten ibaret olan kitle turizmi modelinin dışına çıkılarak yeni modeller ve alternatif ürünler ortaya çıkarılmak istenmektedir. Bu yöneliş ve yeni cazibe merkezleri oluşturma istekleri, ülkemizde Iğdır gibi alternatif turizm potansiyeli olan illeri öne çıkarmaktadır. Binlerce yıllık tarihi, geleneksel halk kültürü, özel iklim özelliği ve muhteşem doğal güzellikleriyle Iğdır, her türlü turizm çeşitliliğine sahip iller arasındadır.
Kentte dini günler olan Nevruz Bayramı ve Muharrem ayı ile 14 Kasım´da ilin düşman işgalinden kurtuluşunda çeşitli etkinlikler düzenlenir. Ayrıca Iğdır´da başta Kayısı Festivali, Korhan Yaylası Festivali ve Geleneksel Ağrı Dağı Festivali olmak üzere bir çok festival düzenlenmektedir. Azerbaycan, Ermenistan ve İran olmak üzere üç ayrı ülkeyle sınırı olan Iğdır, binlerce yıldır farklı uygarlıklara ev sahipliği yapmış bir kenttir.
İlimizin;
- İklimi, doğal kaynakları ve bozulmamış çevresi,
- Zengin tarihi, örf -adet ve kültür yapısı,
- Turizme çabuk adapte olabilecek genç ve dinamik nüfusu,
- Coğrafi konumu nedeniyle üç sınır kapısının olması,
- Kayısı ve elma gibi zengin ve güçlü tarım ürünleri ile,
- Birçok efsaneye konu olmuş Ağrı Dağının büyük bir bölümünün ilimizin sınırları içinde olması Iğdır turizminin önemli avantajları olarak sıralanabilir. Ağrı Dağı; kayak severlere, dağcılara, yamaç paraşütü yapanlara, bisikletçilere, avcılara, foto safari yapanlara, kısacası her türlü doğa sporu yapanlara eşsiz imkânlar sunmaktadır. Ayrıca İlimiz, Tuz Mağaraları, Kervansarayı, Kümbetleri, Kaleleri, Koç Başlı Mezar Taşları, Anıt Müzesi ve diğer kültürel varlıklarıyla potansiyel bir turizm merkezi olma yolundadır.



TUZLUCA:

Tuzluca Tuz Mağaraları: Tuz mağaraları Tuzluca ilçesinde bulunmaktadır. 55 dönümlük bir araziyi kaplamaktadır. Türkiye'nin 100 yıllık tuz ihtiyacını karşılayacak kapasitededir. Sağlık turizmi açısından da çok önemli bir yere sahip olan mağaralarda, tünellerde bulunan havanın bir çok solunum yolu hastalığına iyi geldiği bilinmektedir. Günlük 150 ton tuz üretilmektedir. Ancak tam kapasite çalışırsa 200 ton tuz da üretebilir.
Ermeniler Tarafından Katledilen Şehit Türkler Anıt ve Müzesi : Bu anıt 1915-1920 tarihleri arasında bölgede yaşayan Ermeni saldırıları sembolize etmektedir ve ilgili belgeler bulundurulmaktadır. Her ay 4.000 civarında ziyaretçi müzeyi gezmektedir. 350 m² kapalı Müze 2 havuz ve 36 m yüksekliğinde 5 adet kılıçtan oluşmaktadır. Etrafı yeşil alan ve park olarak inşa edilmektedir. Toplam 14.000 m² alanı kapsamaktadır. Yerden yüksekliği 43,5 metredir. Dolayısıyla Türkiye'nin en yüksek anıtıdır. Yapımına 1 Ağustos 1997 tarihinde başlanmış ve 5 Ekim 1999 tarihinde hizmete girmiştir.
Koç Başlı Mezarlar : Iğdır Ovası'ndaki bütün eski mezarlıklarda bulunan koç başlı mezarlar, Iğdır'da kalıcı bir medeniyet izi bırakan Karakoyunlular döneminden kalmadır. Bu mezar taşları Karakoyunlulara göre yiğit ve kahraman olan kişiler ile genç yaşta ölen gençlerin mezarlarına dikilirdi. Bu gelenek Karakoyunlular'a Orta Asya Türk Kültürü'nden gelmiştir. Çünkü Karakoyunlular konar-göçer bir topluluktu ve Karakoyunluların iktisadi yapısı sadece hayvancılığa dayanıyordu. Ayrıca Iğdır'da Karakoyunlular ile ilgili 2 isim yerleşim birimlerine verilmiştir. Bunlardan biri Karakoyunlu ilçesi, diğeri ise merkez ilçeye bağlı Kuzugüden Köyü'dür. Koçbaşlı mezar taşları, Iğdır şehir merkezinin 15 km. kuzeydoğusundaki Karakoyunlu İlçesinde bulunan "Karakoyunlu Açık Hava Müzesi"nde sergilenmektedir. Iğdır'da bulunan Koç başlı mezar taşları Erzurum Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu'nca 1991 senesinde koruma altına alınmıştır. En çok koçbaşlı mezar taşı bulunduran köyler; Çakırtaş, Küllük, Yaycı köyleridir. İlimiz turistik yerlerinden en çok ziyaret edilenler; - Anıt Müze, -Kervansaray, -Asmaköy Yeraltı Camisi, -Koçbaşlı Mezarlık Alanları, -Serdarbulak Yaylası, - Korhan yaylası, -Tuz Mağaraları olarak sıralanabilir.

KARAKALE:
İl merkezine 10 km uzaklıkta bulunan ve Aras Nehrinin Türkiye Ermenistan sınırını çizdiği noktada sarp kayalıklar üzerinde inşa edilmiştir. Günümüze kadar ayakta kalan kısım birkaç sur ve iki büyük kuledir. Selçuklular tarafından 12. yüz yılın sonlarında inşa edilen kale arazisinin konumuna uygun olarak dikdörtgen bir planda yapılmıştır. Kale surları ile kuleler arasında kalan büyük bir alanda büyük bir yerleşim kalıntısı mevcuttur. Özelikle Selçuklu, Urartu ve eski Tunç Çağına ait bol miktarda seramiğin görüldüğü bu alanda kısmen ayakta kalan yapı, hem Aras Nehrinin geçit veren bir noktasında hem de Iğdır ovasına açılan yolun üzerinde inşa edildiği için stratejik bir öneme sahiptir.






IĞDIR KERVANSARAYI:
İl merkezinden 20 km. mesafede Harmandöven Köyü yakınında yol üzerinde yer alır. Kervansaray Batum, Ani ve Doğu Beyazıt kervan yolu üzerinde bulunur. Harmandöven Köyü dışında yapılan Iğdır kervansarayı 13.yy. sonlarında Anadolu Selçuklu devletinin yaptırmış bulunduğu son abidevi eserlerden biridir. Selçuklular dönemin¬de Anadolu da çokça yaptırılan açık avlulu ve kapalı hol 'sistemi planı çerçevesinde kale görünümündedir. Iğdır kervansarayı tali bir yol üzerinde inşa edilmiş plan olarak diğerlerinden avlusu olması ile ayrılmıştır. Kervansaray, Elazığ Çemişgezek yakı¬nındaki İbrahim Şah Hanının planına benzemektedir. Avlusu kapalı hol sistemi planında yapılmıştır.

ÇAKIRTAŞ KUL YUSUF KÜMBETİ:

Iğdır'ın yaklaşık 11 km. kuzeyinde Çakırtaş köyünde bulun Kümbet, giriş kapısı üzerinde dikdörtgen bir çerçeve içerisinde yazılmış kitabeden 890 H./ 1485 M. yılında Kul Yusuf adlı bir zat için yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Kümbet iki katlı, sekizgen gövdeli, orta ölçülerde ve düzgün kesme taş malzeme ile inşa edilmiştir. Sekizgen gövde dairesel bir temel üzerine oturmaktadır.
Iğdır, Ağrı Dağı'nın yanı sıra Meteor Çukuru, Aras Nehri, Harmandöven Kervansarayı, Tuz Mağarası, Kaya Mezarları, Ahura, Gödekli ve Kolikent Kümbetleri, Iğdır, Köroğlu, Karakale, Aşık Hüseyin ve Gühgörmez Kaleleri, Aralık ilçesi'ndeki Ortaköy Hamamı, Camii ve Evi, Süreyya Çeşmesi ile eski yerleşim yerlerinin de bulunduğu turistik alanlara sahiptir.
Tuzluca ilçesi Çıylıklı Bölgesi ve Aralık İlçesi Karasu Bölgesi'nin sulak alanlarında ülkemizin başka yörelerinde olmayan çok sayıda kuş türünü gözetlemek mümkündür.

TARİHİ IĞDIR EVLERİ:

Iğdır’da XIX. yüzyılın sonu ve XX. yüzyılın başlarında Ruslar tarafından yapılmış çok sayıda kurumsal ve sivil mimari yapılar günümüze kadar gelebilmiştir. Bu dönemde, çeşitli kültür ve inançların yeşerdiği bu topraklarda, dönemin baltık mimari üslubunun özelliklerini yansıtan, kurumsal açıdan olduğu kadar sanatsal açıdan da tarihi değeri olan çok sayıda sivil mimari yapılar inşa edilmiştir.
Göz alabildiğine yemyeşil uzayan bir ova olan ve Aras Nehri ile sulanan Iğdır, Doğu Anadolu'nun Çukurovasıdır. Şehirde narenciye ve zeytin dışındaki hemen her çeşit sebze meyve yetiştirilmektedir. Pancar, çeltik, salatalık, domates-biber, patlıcan, fasulye, susam, ayçiçeği, soğan, sarımsak, patates ve havucun da aralarında bulunduğu pek çok ürünün yetiştirildiği Iğdır'ın; kayısısı, şeftalisi, elması ve kavun karpuzu dünyaca ünlüdür. Dünyada bir numara olan ve sadece bu bölgede yetişen Iğdır Kayısısı, tadına doyum olmaz bir meyvedir.
Ağaçları çok verimli olan ve ovayı yeşile boyayan ağaçlarının dallarında güneşten bir parça gibi parlayan kayısıların ağırlığı 50-60 gram arasında değişmektedir. Adına festivaller düzenlenen kayısının çoğu sofralık olarak tüketilmekte veya büyük tüketim merkezlerine gönderilmektedir. Geriye kalan küçük bir kısım ise kurutulmakta, reçel ve marmelat yapılmakta ve meyve suyu sanayisinde değerlendirilmektedir. Şehirde seracılık ta gelişme aşamasındadır. Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanan Iğdır'ın sanayisi de atılım hazırlığındadır. Un, bisküvi, çikolata, yem ve Tuğla fabrikaları ile salça ve meyve konsantre fabrikalarının bulunması ilin ekonomisinin yeniden gelişmeye başladığının işaretidir. Ayrıca tarım ve hayvancılığın en iyi yapılabileceği Iğdır ilinde hayvancılık alanında da büyük çaplı işletmeler, çiftlikler, süt ve et entegre tesisleri yapılmaya başlanmıştır. Peynir’de oldukça ünlü olan Iğdır'da, yoğurt, tereyağı ve bal üretimi de yaygındır.

EL SANATLARI
Iğdır, el sanatları bakımından da oldukça zengindir, evlerdeki el tezgahlarında dokunan Kafkas Halıları ve Karabağ Desenli kilimler de Iğdır'a özgü birer el sanatları ürünüdür.

IĞDIR FOKLORU

Iğdır ve yöresi diğer sahalarda olduğu gibi halk oyunlarında da büyük bir zenginliğe sahiptir. Bunlar; genellikle bayan ile erkeklerin birlikte veya ayrı ayrı oynadıkları birbirinden güzel oyunlardan oluşmuştur. Çalgı olarak; garmon, tar, na-ğara (davul), ney, zurna v.s. gibi aletler kullanılmaktadır. Bu oyunlarda kahramanlık, asalet, yardım severlik, vatan sevgisi, aşk, tabiat sevgisi gibi birçok öğe işlenmektedir. Bu oyunlardan bazılarının adı şöyledir; Karabağ, Sarı Çiçek, Hançer Barı, Tello, Köroğlu, Azerbaycan, Çay Reksi, Kızlar Nöbeti, Gazağı, Gökmil, Gelgel, Gemeri Reksi, Hoşgelişler Ola, Bülbülün, Iğdır Reksi, Terekeme, Kıskanç, Naz Eyleme, Sarı Burma, Ondört Şeyh Şâmil v.s. gibi bu oyunların tamamı veya en az bir-ikisi her Iğdırlı tarafından oynaması bilinmektedir. Böylece kuşaktan kuşağa bozulmadan aktarılması sağlanmıştır.

IĞDIR MUTFAĞI

İlimizin tarihi ipek yolu üzerinde bulunması, Anadolu’dan İran’a ve Orta Asya Türk cumhuriyetlerine uzanan yol güzergahları ile birlikte gelişen ticari hareketlilik yeme, içme kültürüne de yansımıştır. Azerbaycan ve İran mutfağı ile İlin mutfak kültürü arasındaki temel benzerlikler gözle görülür ölçüde belirgindir. Özellikle kırmızı et, pirinç ve pirinç yemeklerine dayalı beslenme alışkanlığı bu benzerliği göstermektedir. Iğdır mutfağının ana yemeği olan sedir( kokulu) pirinç ile yapılan süzme pilav, kırmızı et , nohut, kuru kayısı, ceviz, kişmiş (kuru üzüm) vb. karışımı ve sebze otu ile yapılan pilav başı ( üstü ) gelmektedir. Bu mutfak kültürü içerisinde yer alan eğirdek , bozbaş, bulama, haşıl, kuymak,şekerbura, hedik ve kükü gibi yemekler Iğdır mutfağının temelini teşkil eder.

ULAŞIM

Gerek Ağrı Dağı’nın turizm ile anılması ve gerekse marka il olma yolunda yürüyen Iğdır, aynı zamanda zengin tarım ürünlerinin pazarlanması için diğer iller ve yabancı ülkelerle ulaşımını sağlamış ve gümrük kapılarının bağlantılarını sağlayan bölünmüş karayollarının yapımı da bitirilmiştir. Ayrıca Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu Demiryolu projesi bitmiş olan Iğdır da son derece modern bir Hava limanı da hizmete açılmıştır. Bütün bu özellikleri ile Iğdır, önemli kavşaklar üzerinde bulunan bir cazibe merkezi haline gelecek ve doğu Anadolu da bir yıldız gibi parlayacaktır. Erzurum üzerinden İstanbul'a, Doğu Beyazıt Yolu ile Gürbulak Sınır Kapısına, Ağrı-patnos üzerinden Van'a ulaşan Iğdır, Hopa Transit yolu üzerinde bulunması sebebiyle de bir cazibe merkezidir. Azerbaycan’a bağlı Nahçivan Özerk Cumhuriyetine açılan Dilucu, Ermenistan'a açılan Alican ve İran’a açılan Borualan sınır kapıları İlimiz sınırları içerisindedir.

Hava yolu ulaşımı

Iğdır ‘dan her gün THY uçaklarıyla Ankara’ya ve İstanbul’a tarifeli uçak seferleri yapılmaktadır.

Karayolu ulaşımı
Iğdır ilinde karayolu ile ulaşım, hemen hemen tüm bölgelere ( bu bölgelerdeki bazı illere) özel otobüs işletmeleri tarafından sağlanmaktadır.

 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

Iğdır’ın tarihine bir ışık’da GÜREL’den
IĞDIR - KARAKOYUNLU - KAÇARDOĞANŞALI KÖYÜ : Iğdır ;Oğuz Han-Üçoklar-Denizhan'ın birinci büyük...

Haberi Oku